8 Ağustos 2012 Çarşamba

-Uzak Yakınlık-

Soruyordun,
İlkyaz işte.
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle.

Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde?
Beklesem hemen gelecek olduğun.
Tam öyle olduğun.
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda.
Kırık dökük de olsa yanımda.
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda.
O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan,
Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.

Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan.
İkimizdik, iki kişi değildik.
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine.
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin.
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum.
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.

Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi.
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye.
Ayak bileklerimizden gerisin geriye.
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma.
Gereksiz ama yalnızlık böyle.

Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu?
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu.
Ne yaparsan yap, saati kurma.
Öyle dağıldık ki hepimiz.
Her günün geçmesi bir gerçek oluyor.
Seninle her uzaklık gibi böyle..

Edip CANSEVER

İyi ki doğdun güzel insan, iyi ki..

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Göğe Bakma Durağı

İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım.
Şu kaçamak ışıklardan, şu şeker kamışlarından,
Bebe dişlerinden, güneşlerden, yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar.
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut.
Bu evleri atla bu evleri de, bunları da.
Göğe bakalım..
  
Falanca durağa şimdi geliriz, göğe bakalım..
İnecek var deriz, otobüs durur ineriz.
Bu karanlık böyle iyi, aferin tanrıya.
Herkes uyusun iyi oluyor, hoşlanıyorum.
Hırsızlar, polisler, açlar, toklar uyusun.
Herkes uyusun, bir seni uyutmam bir de ben uyumam.
Herkes yokken biz oluruz, biz uyumayalım.
Nasıl olsa sarhoşuz, nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda.
Beni bırak, göğe bakalım..
 
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım..
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum.
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi.
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor.
Seni aldım, bu sunturlu yere getirdim.
Sayısız penceren vardı, bir bir kapattım.
Bana dönesin diye bir bir kapattım.
Şimdi otobüs gelir biner gideriz.
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, başka türlüsü güç.
Bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin.
Seni aldım bana ayırdım, durma kendini hatırlat.
Durma kendini hatırlat..
Durma göğe bakalım..

-Turgut UYAR- 

İyi ki doğdun güzel insan.

26 Temmuz 2012 Perşembe

Mim (:

Bu alemde henüz körpecik olduğum için mim olayı nedir, ne değildir bilmiyordum. Ta ki aysa's home beni mimleyene kadar.: ) Sayesinde mim olayını öğrendim ve hemen yazmaya koyuldum. Mimin konusu bana dair 7 bilgi imiş. Buyrunuz efendim :))

1)Küçük Prens'i defalarca okuyan, olmazsa olmazları arasında Behzat Ç. yer alan, şiir okumayı seven, Fd aşığı, hala mucizelerin olabileceğine inanan, umut dolu ve kısacası EsT olan bir çimen gözüm ben aslında. :)
2)Bi de Kerem'in "E" diye seslendiği teyzesiyim. :)
 
3)21 manyağıyım. Sen seçmeden senin olan ve hiçbir zaman değiştiremeyeceğin şeyler vardır hayatında, 21 benim için bunlardan biri. Uğurlu rakam falan olmasından ziyade 21'in benim hayatımda çok şey ifade ettiğine inanıyorum. Bu yüzden her ayın 21'i benim için özeldir, umudumdur. :)
 
4)Ablasının evlenecek olmasını kabullenmeye çalışan bi kardeşim aynı zamanda..
 
5)2 sene sonra öğretmen olacak ama hala ortaokul-lise sıralarındaki öğrenciymiş gibi duran ufaklığım. Yıllardır 38 kiloyum ve bazen doğarken 38 kilo mu doğdum acaba diye hayatı sorgulamaktayım. :)
 
6)Tiyatro aşığıyım. Bir gün o sahnede ben de yer almalı ve o sahnenin tozunu mutlaka yutmalıyım.
 
7)Hayatının her aşamasında To do List" oluşturup, onları gerçekleştirmeye çalışan bi azim örneğiyim. :) Yani anlayacağınız EsT'in kafasında planlar planlar.. (: 

Mim için tekrar teşekkürlerimi sunup, mimi çok sevdiğim arkadaşım Mer'e paslıyorum. 

Öptümby:)

22 Temmuz 2012 Pazar

20'lik :)

Bir yaş daha büyüdüm dün. Keşkeleriyle, iyi kileriyle, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla dolu bir 19 yılı geride bırakmış oldum. Giderayak yapacağını yaptı gene bizimki, ama olsun iyi de oldu. Bazı şeylerle yüzleşip, 10'lu yaşlarda bırakmanın zamanı gelmişti. Böylelikle onlara "güle güle şekerim" diye yol vererek 20'li yaşlara tertemiz bir merhaba demiş oldum. Daha bi mutluyum, umutluyum 20'lerden:)

Doğum günüm ramazana denk geldiği için öyle büyük bi ekşin beklemedim açıkçası. İftar saatinde imamı yemeğe alırız, ezanı okur ardından sahura kadar ilahiler eşliğinde kutlarız diye geyikler döndürdüm. Ama her ezanın sonunda imamdan " iyi ki doğdun Eliiif " şeklinde bir jest beklemedim değil, bekledim. Ama utandı ellam. :))

00.00'dan itibaren telefon, mesaj, mail trafiğine tutularak sürekli tebrikleri kabul ettim. "Fd'li, 21'li, Keremli nice mutlu yıllara" gibi güzel dilekler aldım sevdiklerimden. :) Bu yılda boncuktan kuş yapanım olmadı ama sevdiceklerimle güzel bir doğum günü kutlamam oldu. Biricik arkadaşlarım süpriz yapıp geldiler, hem beraber iftar hem doğum günü kutlaması bi taşla iki kuş anlayacağınız. :) Reşat Abi ailecek kutlamamızda ilk defa yer almış oldu, Tuğçe babasını ikna edip izin kopartmayı başarabildi. Ülkü ablamda onlara pastadan 2 dilim vererek ödüllendirdi. :)) Merve hediyesini önümde diz çökerek verdi, Tuğçe de güzel kolyemi boynuma takarak romantik anlara imza attık. :)) Annem fotoğraflarda sabit durarak, babam Tugçe'yi "Elmadağ’da hava esmiyo mu yani?" diye sürekli sorgulayarak bizi kahkahalara boğdu. :) Gözyaşı dökülmeden olmazdı, en duygusal anlar Ülk'ün hediyesini vermesiyle yaşanmış oldu.. Ablam her ne kadar paint terk olsa da, her sene olduğu gibi bu sene de en anlamlı hediyeyi o vermiş oldu. 3 kişilik aşkımızın simgesi odamızın en güzel köşesinde yerini buldu:)) Kerem bu günde yanımda olmayıp, deniz kum güneş 3'lüsünü tercih ettiği için büyük bir tepki topladı. Ama "Sana pır pır aldım E, özledim" demesiyle hemen affedildi:))

Süprizler, tebrikler, pasta ve hediye merasimi falan derken 20 yaşıma girmiş oldum. 20. yaşım daha gelmeden 20'lik dişlerle çok çektirdi sene içinde bana. Zor bir yas olacağa benziyor gibi.. Ama ben de kolay pes eden bi insan değilim cicim, haydi hayırlısı bakalım. Gelsin hayat bildiği gibi.. :)


Pastamın üstündeki yazıyla da insanlara hayatı sorgulattığımı fark ettim. :) Olsun. İyi ki varım, iyi ki varsınız!:)

3 Temmuz 2012 Salı

Alıntılar*

“Bizi bizden uzaklaştıran
Unutulmuş bir geçmiş..
Silinmiş bir hatıra..
Parçalanmış bir benlik..
Lanetlenmiş bir tarih..
Elleriyle öldürdüğü ikizini kucağında taşıyan bir deli gibiyiz.
Ne yazık ki o cesedi hiçbir zaman gömemeyeceğiz.”

-Mine SÖĞÜT-

11 Mayıs 2012 Cuma

Bu sabah gün aymadı.


Gün daha başlamadan bitsin istiyorum, oysaki saat 11e bile varmadı daha. Sabaha karşı mide bulantısıyla uyanmamla başladı her şey. Sevemedim bugünü aslında sevmemek için bir sebebim de yoktu. Güneş bile doğmamıştı ki bugün..

Yolunda gitmeyen şeyler bilirsin, bilmek degil de hissedersin belki de. Söylemek istersin delice, ama yapamazsın. Onu sarsıp kendine getirmek istersin. Sen böyle yapmazsın, bu böyle olmamalı demek istersin ama engel olur bir şeyler. Çünkü bazen insan yüzleşmek istemez gerçeklerle, kaçmak ister. Sanki kaçınca her şey daha güzel olacakmış gibi.

Bugün güzel bi gün degil. Düzelsin diye bir şey yapasım da yok, yapmam gerekenleri yapamıyorken. Hava da aydınlanmadı hala, demek ki onun da bir şeyleri düzeltesi yok. Kim bilir belki de onun da canını sıkan şeyler vardır da ondan böyledir..

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Belirsiz..

Öyle belirsiz ki her şey. Bu yazıya başladığımda sonunun nereye gideceğini bilemediğim kadar belirsiz. Bir yanım durmadan konuşup her şeyi dökmek isterken, bir yanım beni frenlemekle meşgul. Emin olamayınca bir şey yapamıyor insan, bekliyor.. Sanki bekleyince ne olucaksa? Sonunu görebilse, başlangıcı yapacak da neler olabileceğini kestiremiyor. Aslında sonunu görmek ona ne katacak ki daha bir şey başlamamışken? Bazı şeyleri akışına bırakmak gerek, sen ne kadar çabalasan da her şey olacağına varmayacak mı zaten yine de?  Hem bu kadar düşünceye ne gerek var ki? Diyorum ya çok belirsiz her şey, fazlasıyla belirsiz..